Çingene Pembe’sini Neden Sevmediniz? 1989 Bulgaristan göçünün bastırılmış hafızasına ve Roman halkının yüzyıllardır süregelen marjinalleştirilmesine dalar. Bu eser göçü betimlemez; onu figüratif belirsizlik, doygun renkler ve mekânsal kaymalar yoluyla bedenleştirir.
Burada pembe bir renk değildir. Bir kışkırtmadır. Bir morluktur. Yerinden edilmenin tonlarında boyanmış bir sorudur. Mavi tonlardaki çocuklar izleyiciye değil, onun içinden bakar zamanın, tarihin ve utancın ötesine. Ayaklarının dibindeki yabani çiçekler masumiyetin değil, inatçılığın işaretidir. Artık onlara ait olmayan toprakta kök salmış bir direncin.
GUL’ün çalışması nostaljik değildir. Yüzleşmeye davet eder. Sıkışık kadraj, uyumsuz palet ve spektral ten renkleri hepsi tarih boyunca susturulmak istenen kolektif bir yaraya işaret eder. Ama sanatçı o sessizliği reddeder. Bu eser rengiyle bağırır. Şunu sorar: Bir hafızayı istenmeyen yapan nedir? Hangi renklerin ait olabileceğine kim karar verir?