Fısıltı, denize karışan bir yüzün izlerini sürer gözyaşları, suya işlenmiş gibi, hüznün gelgitlerle taşınabileceğini varsayar. Burada kırılganlık ve acı birlikte hareket eder; sessiz bir çığlık yüzeye değer ve derine doğru kaybolur.
Geride kalan ise bir art-ses, bedenin içinde yaşayan bir suskunluk olurken, dalgalar onu siler. Görüntü bir kıyı soluğu gibi nefes alır: belirir, çekilir, geri döner sözcüksüz dile gelmiş bir hüzün gibi.
Akrilik ve yağlı boyayla oluşturulmuş bu karışık teknik eser, pigmenti bir hafıza gibi bulanıklaştırır. Çizgi gevşer, kenarlar yumuşar, benlik bir anlığına su olur ardından koyu yeşil derinliğe karışarak kaybolur.