Üç Zamanda Tek Beden, tek bir figürü zaman boyunca sürüklenen bir dalga gibi izler taş üzerinde süzülen bir gelgit gibi. Beden tekrar eder ama hiçbir zaman aynı değildir. Her poz bir nabızdır, bir duygu tortusu; jestler üst üste biner, bir palimpsest gibi etin üzerine yazılır ve hafızanın havası o yüzeye çöker.
Çınarsu Kurt, sanki nefesi işaretler gibi çizer: füzen buğulanır, hatlar silinir ve yeniden şekillenir; şimdi, az önce ile henüz olmayan arasında temas kurar. Figür ne sabittir ne de anlatımsaldır; o, anların içinden geçtiği bir kaptır düşünceyle lekelenen bir ten. Hareket gibi görünen şey, aslında görünür hâle gelmiş süredir.
Burada bedensellik bir kroniktir. Yüz zamanı tutar, eller onu taşır, sırt ise serbest bırakır. One Body in Three Tenses, dönüşümün sessiz bir manifestosuna dönüşür: bedenin değişimi kaydettiği, ruhun buna ışıkla cevap verdiği bir alan.