Landscaping II, manzarayı bir görüntüden çok bir titreşime dönüştürür. Sarıların ateşli parlaklığı, kırmızının yoğun sıcaklığı ve mor gökyüzünün sessiz genişliği, doğanın ritmini soyut bir dilde yeniden kurar. Her renk, diğerine temas ederek mekânı hem parçalar hem bütünler; sanki manzara bir anlığına çözünür, sonra tekrar kendi formuna döner.
İnce kıvrımlı dallar, kompozisyonun içinden geçen bir çizgi melodisi gibidir. Bedenleri neredeyse yok olmuş ama hareketleri kalmıştır; mekânın içinde rüzgârın bıraktığı izleri taşırlar. Ön plandaki sıcak tonlar ile arka plandaki derin yeşiller arasındaki karşıtlık, izleyiciye hem uzaklığı hem de yakınlığı aynı anda hissettiren bir mekânsal gerilim yaratır.
Landscaping II, doğayı temsil etmek yerine onun hafızasını çağırır. Renklerin yalın ama güçlü örgüsü, manzarayı bir dış dünya olmaktan çıkarır; insanın içsel manzarasına dönüşen bir alana çevirir.