Gypsies, bir festival gibi açılır el ele tutuşmuş üç figür küçük bir ateşin etrafında dönmekte, adımları doygun pembeler, turuncular ve asit yeşilleriyle dolu tarlalar tarafından taşınmakta. Neşe yüzeydir. Isı harekettir. Renk, bedenleri ileri iten bir perküsyona dönüşür.
Ancak ufuk başka bir tonda konuşur: rüzgar türbinleri ve yalnız bir sokak lambası gökyüzünü işlevsel bir yeşille keser; toprak, izin ve red bölgeleri gibi renk şeritleriyle bölünmüştür. Dans eden silüetler, gövdelerinin hatları içinde hareketin, göçün, dışlanmanın ve aidiyetin tarihini taşır. İlk bakışta bir kutlama sahnesi gibi görünen şey, zıtlıklarla örülmüş bir toplumsal eleştiriye dönüşür: altyapısal soğukluğa karşı topluluk sıcaklığı, kontrole karşı doğaçlama.
Gypsies eserinde GUL, direnci bir koreografi olarak resmeder. Ateş etrafındaki daire bir kaçış değil; bir taleptir. Bedenler, onları arka plan yapmak isteyen bir çevreye karşı daha eski bir ritme ayak uydurur. Bu çalışma, nasıl bir ilerlemenin neşeyi planının dışında bıraktığını sorgular ve cevabını asla solmayan bir renkle verir.