Tutsak Yolcu yukarıdan gelen bir fısıltı gibi açılır gözetleyen, askıda duran, görünmeyen. Bu eser yolculuğun varış noktasını değil, düğümlerini, gölgelerini, harekette çoğalan benliklerini anlatır.
Kökler her yöne uzanır ve salınır; hem varlığı hem de kaybı işaret eder. Her ileri adımda, başka bir benlik geride kalır. Yukarıdan süzülen ses sabittir: bir parça hayalet, bir parça hakikat; kaçışı değil seçimi, unutmayı değil varlığı davet eder.
Tutsak Yolcu kaybolmakla ilgili değildir. İzlenmekle ilgilidir. Dünyanın değil, insanın kendi dönüşümünün onu izleyişiyle... Hafızanın yüksekliğinden gelen bir bakışla seslenir: “Seç. Ve devam et.”