Görmek fazla abartılıyor.
Sinyallerle dolup taşan bir dünyada kör olmak, habersiz olmak değil bağışıklık kazanmak demektir.
Blindwave bir görsel paradokstur: sayısız gözle çevrili bir figür ama kendini görmenin anlamını yitirdiği bir trans halinde kaybetmiş. O, bizim görmeyi reddettiğimiz şeyleri duyar, dile getirilemeyeni hisseder ve çoğunun algılayamayacağı bir frekansta kör eden ama ifşa eden bir dalga içinde hareket eder.
Pikap, zamanın kendisi gibi döner; kimlik, hafıza, başkaldırı tekrar eder. Vücudunu saran sarı atım yalnızca bir ses değil; veri, duygu, anı ve deliliğin kendisidir.
Etrafta süzülen gözler onun mu? Bizim mi? Yoksa aşırı uyarılmayla parçalanmış gözlemciler mi?
Blindwave, algı ile duyum, görünürlük ile özerklik arasındaki gerilimi yakalar. Bu, artık bakmayan ama onun yerine rezonansa giren aşırı yüklü neslin marşıdır.
O, sahneyi aramaz. O, sinyalin kendisidir.