Beyza, geleneksel portrelerin doğrudan ve yüz yüze samimiyetinden uzaklaşır izleyiciye yukarıdan baktırır; sanki gizli, özel bir ana tanık oluyormuş gibi. Figür hem gözlemleniyor hem de kendini koruyor gibidir; ifşa ile geri çekilme arasında asılı durur.
Yüz, bütüncül değil; parçalı tonlarla işlenmiştir. Tek bir ışık kaynağından değil, değişken duygusal yansımalarla şekillenir. Gerçekçilikten çok psikolojik çokluğa yaslanır; renk paleti doğallıktan uzaklaşır, duyguyu benimser.
Poz rahatlamayı çağrıştırsa da, yüz hâlâ direnmektedir. Bir ikilik vardır: yumuşaklık ile gerginlik, dinginlik ile huzursuzluk.
İşte tam da bu çelişki izleyiciyi çeker içine. Beyza, sessiz bir direncin portresidir renklerle yakalanmış içsel bir ağırlık anı.